JNBS
Üsküdar Üniversitesi

Review Article

Exercise and oxytocin

Turkish Title : Egzersiz ve oksitosin

Aslan Kadir Sinan,Koç Halil İbrahim,Ulucan Korkut
JNBS, 2020, 7(1), p:42-45

Oxytocin, the first sequence of the peptide hormone was extracted and synthesized in addition to the importance of oxytocin as a hormone. It was synthesized for the first time in 1953 by Vinced du Vigneud, and in 1955 received the Nobel Prize. The effect of oxytocin on psychological disorders and behavior has been observed in many studies in humans and animals. In this review, the emotional commitment and behavioral role of oxytocin was examined and the effect of sport and exercise on these behaviors was investigated

Oksitosinin hormon olarak öneminin yanı sıra ilk sekansı çıkarılan ve sentezi yapılan peptid hormon olması dolayısıyla da 1950’lerden beridir üzerine çokça çalışılmış bir hormondur. 1953’de Vinced du Vigneud tarafından ilk defa sentez edilip 1955’de Nobel Ödülü almasını sağlamıştır. Oksitosinin psikolojik bozukluklar ve davranış üzerine etkisi insanlarda ve hayvanlarda yapılan birçok çalışma ile gözlemlenmiş olup, bu bozukluklardaki rolü üzerine halen araştırmalar yürütülmektedir. Bu derlemede oksitosinin duygu ve davranıştaki bağlanma rolü ele alınarak spor ve egzersizin bu davranışlara etkisi olup olmadığı incelenmiştir.


Original Article

Attitudes of turkish psychiatrists regarding transcranial magnetic stimulation

Turkish Title : Türkiyeli psikiyatrların transkraniyal manyetik uyarım tedavisine yönelik tutumları

Ünsalver Barış Önen,Evrensel Alper,Sayar Gökben Hızlı,Karamustafalıoğlu Oğuz,Tarhan Nevzat
JNBS, 2020, 7(1), p:37-41

Transcranial Magnetic Stimulation (TMS) is not widely used in the world. Besides financial constraints like limited allocation of funds for psychiatric clinics, psychiatrists’ knowledge and attitudes regarding TMS may limit its widespread use. Therefore, this survey study aimed to examine the knowledge and attitudes of Turkish psychiatrists towards TMS. An online survey that was developed by the researchers containing 26 questions about physicians’ demographic data and their knowledge and attitudes towards TMS was sent to a closed e-mail group of psychiatrists and assistant psychiatrists. The study sample comprised 46 women and 61 men. Having knowledge about TMS statistically significantly affected participants’ approaches to accept TMS as a promising treatment, approve the spread of TMS as a treatment modality, desire to have more information about the mechanism of action of TMS (p=0.006; p=0.019 and p=0.013, respectively), whereas it didn’t statistically significantly affect their approaches to accept TMS as an effective treatment method, consider TMS as a misleading treatment for patients, use TMS only in the treatment of treatment-resistant depression patients (p=0.060, p=0.065, and p=0.136, respectively). Most of the psychiatrists who completed the survey in Turkey had a positive view of TMS and wanted to increase their knowledge. It may be appropriate to increase the number of presentations on TMS therapy at psychiatry meetings and encourage residents to make observations in clinics where TMS is administered, during psychiatric residency.

Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) dünyada yaygın kullanılan tedavi yöntemlerinden biri değildir. Psikiyatrik tedaviler için ayrılan bütçenin kısıtlılığı yanısıra psikiyatristlerin TMU’ya dair bilgileri ve tutumları da TMU’nun yaygın kullanımını olumsuz etkileyebilir. Bu anket çalışmasında Türkiye’de çalışan psikiyatri asistanları ve uzmanlarının TMU’ya yönelik tutum ve bilgilerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırmacıların geliştirdiği ve hekimlerin sosyodemografik bilgileri, TMU’ya yönelik bilgileri ve tutumlarını ölçen 26 soruluk anket psikiyatri asistan ve uzmanlarının üye olduğu kapalı bir e-posta grubuna yönlendirilmiştir. Örneklem 46 kadın ve 61 erkekten oluşuyordu. TMU’ya dair bilgi sahibi olmak, katılımcıların TMU’yu umut vaat eden bir tedavi yöntemi olarak görmesini, TMU’nun bir tedavi olarak yaygınlaşmasını onaylamayı ve TMU’nun etki mekanizması hakkında daha fazla bilgi sahibi olma isteğini istatistiksel anlamlı olarak etkiliyordu (p=0.006; p=0.019 and p=0.013);ancak, TMU’yu etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul etmeyi, TMU’yu hastaları yanıltmaya yönelik bir tedavi olarak görmeyi ve TMU’yu sadece tedaviye dirençli olgularda kullanmayı anlamlı olarak (p=0.060, p=0.065, and p=0.136). Türkiye’den katılımcı hekimlerin çoğunun TMU’ya dair olumlu fikirleri olduğu ve TMU’ya dair daha fazla bilgi sahibi olmak istedikleri gözlemlendi. Bilimsel toplantılarda TMU’ya dair sunumların sayısını arttırmak ve asistanlık eğitimleri sırasında TMU uygulanan kliniklerde rotasyon imkanı sağlamak faydalı olabilir.


Original Article

Depression and somatization in immigrant women

Turkish Title : Göç eden kadınlarda depresyon ve somatizasyon

Öcal Ayşe,Bulut Hüseyin,Ünübol Hüseyin,Sayar Gökben Hızlı
JNBS, 2020, 7(1), p:32-36

This study, which aims to determine the levels of depression and somatization disorder seen in women experiencing compulsory internal migration, is a research in the general screening model and the relational screening model based on quantitative data. The study population of the study was determined as non-immigrant women aged between 18-65 (α = 50) living in the city center of Diyarbakır (α = 50) and women aged between 18-65 (α = 50) who experienced forced internal migration from Diyarbakır to Istanbul. In the study, women between the ages of 18-65 (n = 50) living in Diyarbakır and women between the ages of 18-65 (n = 50) who experienced forced internal migration from Diyarbakır to Istanbul were selected by the easy sampling method. As a data collection tool in the research; Beck Depression Inventory, Brief Symptom Inventory and Somatization Scale were used. It has been concluded that the depression levels, mental symptom levels, and somatization levels of the women who experienced compulsory internal migration were statistically significantl higher than the nonimmigrant women. The results of this research suggest that it may be important to take measures to protect mental health in women experiencing internal migration

Zorunlu iç göç yaşayan kadınlarda görülen depresyon ve somatizasyon bozukluğu düzeylerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırma nicel verilere dayalı genel tarama modelinde ve ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırma çalışma evreni Diyarbakır ili merkezinde yaşayan 18-65 yaş arası göç etmemiş kadınlar (α=50) ve Diyarbakır ilinden İstanbul’a zorunlu iç göç yaşayan 18-65 yaş arası kadınlar (α=50) olarak tespit edilmiştir. Araştırmada Diyarbakır ilinde yaşayan 18- 65 yaş arası (n=50) kadın ve Diyarbakır’dan İstanbul iline zorunlu iç göç yaşayan 18-65 yaş arası (n=50) kadın kolayda örnekleme alma yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Beck Depresyon Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Somatizasyon ölçeği kullanılmıştır. Araştırma genelinde zorunlu iç göç yaşayan kadınların depresyon düzeyleri, ruhsal belirti düzeyleri ve somatizasyon bozukluğu düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmanın sonuçları iç göç yaşayan kadınlarda ruhsal sağlıklılık halinin korunmasına yönelik tedbirler alınmasının önemli olabileceğini düşündürmektedir.


Original Article

Investigation of TSH, FT3, FT4, vitamin B12, folate and ferritin levels of adolescent patients hospitalized in an adult psychiatry inpatient unit between 2015-2018 according to gender and diagnosis

Turkish Title : 2015-2018 yılları arasında bir erişkin psikiyatri servisinde yatan ergen hastaların TSH, FT3, FT4, vitamin B12, folat ve ferritin düzeylerinin cinsiyet ve tanılarına göre incelenmesi

Eğilmez Oğuzhan Bekir,Örüm Mehmet Hamdi
JNBS, 2020, 7(1), p:27-31

The aim of this study was to evaluate the sociodemographic characteristics, psychiatric diagnoses, thyroid function tests, vitamin B12, folate and ferritin levels of adolescent patients who were treated in adult psychiatry inpatient clinic between January 1, 2015 and December 31, 2018. Fifty-two patients who were hospitalized and discharged in adult psychiatry inpatient unit were included in the study. The diagnoses and vitamin B12, folate and ferritin levels of the patients were evaluated retrospectively. There were 27 females (51.9%) and 25 males (48.1%) in the study (p=0.782). The mean age was 16.50±0.70 years. The most common diagnoses were conversion disorder, conduct disorder and substance use disorder. Males were diagnosed with more substance use disorder than females (p=0.011). Ferritin (p<001) and TSH (p=0.021) values were significantly different between females and males. Ferritin was significantly below the reference values in females (p=0.033). This study is important to show that ferritin deficiency is seen significantly more in girls. In addition to psychiatric treatment, iron supplementation may be useful.

Bu çalışmada, 1 Ocak 2015-31 Aralık 2018 tarihleri arasındaki dönemde erişkin psikiyatrisi yataklı servisinde tedavi görmüş olan ergenlerin, sosyodemografik özellikleri, psikiyatrik tanıları, tiroid fonksiyon testleri, vitamin B12, folat ve ferritin düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Hastanemizin erişkin psikiyatri servisinde yatarak tedavi gören ve taburcu edilen 52 ergen hasta değerlendirmeye alındı. Hastaların tanıları ve B12 vitamini, folat ve ferritin düzeyleri retrospektif olarak incelendi. Çalışmada, 27 kız (%51.9), 25 erkek (%48.1) vardı (p=0.782). Ortalama yaş 16.50±0.70 yıldı. En sık tanılar konversiyon bozukluğu, davranım bozukluğu ve madde kullanım bozukluğuydu. Erkekler, kızlara göre daha fazla madde kullanım bozukluğu tanısı almıştı (p=0.011). Ferritin (p<001) ve TSH (p=0.021) değerleri kızlar ve erkekler arasında anlamlı olarak farklıydı. Ferritin, kızlarda anlamlı olarak erkeklere göre referans değerlerin altındaydı (p=0.033). Bu çalışma ferritin eksikliğinin kızlarda anlamlı olarak daha fazla görüldüğünü göstermesi açısından önemlidir.


Click for more

ISSN (Print) 2149-1909
ISSN (Online) 2148-4325

2017 yılından itibaren dergimiz İngilizce'nin yanında Türkçe dilinde de yayın kabulüne başlamıştır.