Letter to Editor

To what extent antidepressant monotherapy stroll upon the pinstripe between standard of care and psychiatric malpractice ın Bipolar depression ?: A commentary from the viewpoint of suicide

Turkish Title : Bipolar depresyonda antidepresan monoterapisi standart tedavi ile psikiyatrik malpraktis arasındaki ince çizgide nerede dolaşır ?: İntihar bakış açısından bir açımlama

Yasin Hasan Balcioglu
JNBS, 2018, 5(3), p:187-189

Psychiatry is one of the least facing profession to malpractice claim in medicine. Misevaluation of suicide risk is one of the most frequent issues for litigation in the practice of psychiatry. Psychiatrists are expected to foresee and prevent suicidality by the law, although suicide has an unpredictable diagnostic nature. Bipolar disorder (BPD) is an affective disorder associated with elevated rates of suicidal behaviour, particularly in depressive episodes. Therefore, the main target of standard therapeutic approaches in BPD depression is the reduction of suicide risk. Treatment options ought to be carefully formed by the clinician, in light of the determination of clinical severity and suicidal risk in bipolar depression. This article aimed to discuss to what extent use of antidepressants is appropriate in bipolar depression regarding possible malpractice in line with evidence-based clinical guidelines and actual literature.

Tıpta malpraktis iddialarıyla en az karşı karşıya kalan branşlardan biri psikiyatridir. İntihar riskinin değerlendirilmesindeki hatalar psikiyatri uygulamalarında en sık karşılaşılan dava konularındandır. İntiharın tahmin edilmesi güç tanısal doğasına rağmen hukuk, psikiyatristlerden intiharı öngörebilmesini ve önlemesini bekler. Bipolar bozukluk, özellikle depresif hecmedeki yüksek intihar davranış oranlarıyla ilişkili bir affektif bozukluktur. Bu yüzden bipolar depresyonda standart terapötik yaklaşımların ana amacı intihar riskini azaltmaktır. Bipolar depresyonda tedavi seçenekleri klinisyen tarafından hastalığın şiddeti ve intihar riski göz önünde bulundurularak dikkatlice şekillendirilmelidir. Bu yazı, bipolar bozuklukta antidepresan kullanımının olası malpraktis açısından ne ölçüde uygun olduğunu kanıta dayalı klinik kılavuzlar ve güncel literatür ışığında tartışmayı amaçlamıştır.


Case Report

A rare cause of acute hyponatremia: Psychogenic polydipsia

Turkish Title : Akut hiponatreminin nadir nedeni: Psikojenik polidipsi

Mahmut Tas,Mehmet Tahir Gokdemir,Abdullah Şen,Öner Avınca,Mehmet Serdar Yıldırım
JNBS, 2018, 5(3), p:184-186

Psychogenic polydipsia is a psychiatric condition characterized by excessive drinking of water. In studies conducted regarding psychogenic or primary polydipsia, it’s been reported in patients with psychiatric disorders. Excessive drinking of water can lead to excessive fluid loading and electrolyte imbalance. We aimed to present a patient case with psychotic disorder who developed hyponatremia due to extreme water drinking and applied to emergency service with loss of consciousness. Case Presentation: Thirty-four-year-old male, secondary school graduate, single, living with his family was applied to emergency room clinically unconscious. In physical examination, general situation was bad, glasgow coma scale score point was 8. Minimal brain edema was detected in cranial computed tomography (CT). In laboratory tests Na: 109 mmol / L (136-145 mmol / L). The patient who was diagnosed with schizophrenia used drugs he could not remember its name. For the past 3 years, the patient has been using amylsulpride 1200 mg / day, valproic acid + sodium valproate 1000 mg / day and clozapine 600 mg / day. The patient was treated in emergency room with 150 ml 3% hypertonic infusion twice in 20 minutes to increase the Na concentration in the first hour by 5 mmol / L and to relieve symptoms. As conclusion, hyponatremia patients may apply to emergency room with nonspecific symptoms such as nausea and vomiting at the onset and consciousness changes that may progress to coma. Psychogenic polydipsia-associated hyponatremia should be considered in patients with similar clinical findings and psychiatric history admitted to emergency room.

Psikojenik polidipsi, aşırı su içme ile karakterize bir psikiyatrik durumdur. Yapılan çalışmalarda Psikojenik veya primer polidipsi psikiyatrik bozukluğu olan hastalarda bildirilmiştir. Aşırı su içilmesi sıvı yüklemesine ve elektrolit dengesizliğine yol açabilir. Bizler, psikotik bozukluğu olan Aşırı su içilmesi nedeniyle hiponatremi ve bilinç kaybı gelişmesi sonucu acil servise başvuran bir olgu sunmayı amaçladık.Vaka sunumu: Otuz dört yaşında, ortaokul mezunu, bekâr, ailesi ile beraber yaşayan erkek hasta acil servis kliniğimize bilinci kapalı vaziyette getirildi. Yapılan muayenesinde genel durum kötü, bilinç kapalı Glasgow Koma Skalası (GKS) 8, kranial bilgisayarlı tomografi (BBT)’sinde minimal beyin ödemi değerlendirildi. Laboratuvar tetkiklerinde Na:109 mmol/L (136-145 mmol/L), tespit edildi. Şizofreni tanısı alan hasta bu süre zarfında ismini hatırlayamadığı ilaçlar kullanmış. Son 3 yıldır amilsulprid 1200 mg/gün,valproik asit+sodyum valproat 1000 mg/gün ve klozapin 600 mg/gün ilaçlarını kullanıyormuş. Hastaya Acil serviste, ilk 1 saatte Na konsantrasyonunu 5 mmol/l artırmak ve semptomların gerilemesini sağlamak amacıyla 150 ml %3’lük hipertonik infüzyonunu 20 dakikada gidecek şekilde 2 defa uygulandı. Sonuç olarak, hiponatremi hastaları, başlangıçta bulantı kusma ve tablo komaya kadar ilerleyebilen bilinç değişikliği gibi nonspesifik klinik bulgularla acil servise başvurabilirler. Benzer klinik bulgularla acil servise başvuran psikiyatrik öyküsü olan hastalarda psikojenik polidipsiye bağlı gelişen hiponatremi akla gelmelidir.


Review Article

Comorbid situations, comorbid psychiatric disorders and common genetic factors in Attention Deficit Hyperactivity Disorde

Turkish Title : Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda sık görülen komorbid durum ve hastalıklar: ortak genetik etkenler

Hesna Gül,Bedriye Öncü
JNBS, 2018, 5(3), p:177-183

Attention deficit hyperactivity disorder (ADHD) is a heterogeneous neurodevelopmental disorder characterized by inattention, hyperactivity and impulsivity. Genetic, social and physical factors are thought to be influential in the etiology of ADHD. In this review, we focus on diseases with high comorbidities with ADHD, study results on genetic factors in the etiology of ADHD, and the relationship between genetic factors and comorbidities. The challenges of the results on genetical factors could be related with the heterogeneity of the disorder, the effects of epigenetic changes caused by genetic and environmental factors, and the statistical limitations of the studies. In order to overcome these limitations, it is clear that the larger studies should address genetic and environmental factors at the same time.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileriyle seyreden nörogelişimsel bir bozukluktur. DEHB’nin etiyolojisinde genetik, sosyal ve fiziksel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Bu yazıda DEHB ile komorbiditesi yüksek olan durum ve hastalıklar ve DEHB etiyolojisindeki genetik faktörler- komorbidite ilişkisinin ele alınması hedeflenmiştir. Bu amaçla Pubmed, Google Akademik ve diğer çevrimiçi arama motorları taranmış, elde edilen veriler temel bilgilerle birleştirilerek sunulmaya çalışılmıştır. DEHB’den sorumlu olduğu öne sürülen genetik faktörlerle ilgili çalışmaların sonuçlarının çelişkili olması, bozukluğun heterojenliğine, genetik ve çevresel etkenlerin oluşturduğu epigenetik değişikliklerin etkisine ve çalışmalardaki istatistiksel kısıtlılığa bağlı görünmektedir. Bu sınırlılıkların aşılabilmesi için, daha büyük örneklemlerde genetik ve çevresel faktörlerin aynı anda ele alındığı çalışmaların gerekliliği açıktır.


Review Article

Kushmanda Grahonmada: Paraneoplastic neurological syndrome wıth testicular cancer

Turkish Title : Kushmanda Grahonmada: Testis kanseri ile paraneoplastik nörolojik sendromlar

Kshama Gupta,Prasad Mamidi
JNBS, 2018, 5(3), p:172-176

Unmada (is a broad term which includes various psychiatric conditions) is characterized by deranged mental functions. ‘Bhutonmada’ (psychiatric conditions of idiopathic nature) is a type of unmada caused by affliction of ‘bhuta’ / ‘graha’ (evil spirits or super natural powers). Kushmanda grahonmada (KG) is one among 18 types of bhutonmada. Till date there were no studies have been conducted on KG and the present study aims at better understanding of this condition (KG) along with its clinical utility. KG is characterized by various signs and symptoms like Bahu pralaapam (excessive talking / irrelevant speech / logorrhoea), Ugra vaakyam (verbal abuse / aggression / irritability), Vilambita gatim (slow movements / hypokinesia), Krishna vadanam (hyperpigmentation of face) and Shoona pralamba vrishanam (huge scrotal / testicular swelling). It is very difficult to understand KG based on these few lakshana’s (signs & symptoms) described in Ayurvedic texts. KG is a psychiatric condition associated with huge scrotal swelling. Various conditions like ‘Paraneoplastic neurological syndromes’ (PNS), ‘Testicular adrenal rest tumors’ (TART), Testicular cancer with brain metastasis’, ‘Paraneoplastic limbic encephalitis’ (PLE), ‘Paraneoplastic cerebellar ataxia’ (PCA) and other scrotal swellings with psychiatric manifestations resembles with KG.

Unmada (çeşitli psikiyatrik koşulları içeren geniş bir terimdir), dengesiz zihinsel işlevlerle vasıflandırılmıştır. ‘Bhutonmada’ (idiyopatik doğanın psikiyatrik koşulları), bhuta’ / ‘graha’ (kötü ruhlar ya da süper doğal güçler) ‘in neden olduğu bir unmada türüdür. Kushmanda grahonmada (KG), 18 çeşit bhutonma’nın arasında bulunmaktadır. KG üzerine bugüne kadar herhangi bir çalışma yapılmamıştır ve bu çalışma, klinik durumu ile birlikte bu durumun (KG) daha iyi anlaşılmasını amaçlamaktadır. KG, Bahu pralaapam (aşırı konuşma / ilgisiz konuşma / logorrhoea), Ugra vaakyam (sözlü istismar / saldırganlık / sinirlilik), Vilambita ağ geçidi (yavaş hareketler / hipokinezi), Krishna vadanam (yüzün hiperpigmentasyonu) ve Shoona gibi çeşitli belirtiler ve semptomlarla ilişkilendirilmektedir. Ayurvedik metinlerde anlatılan bu birkaç laksanaya (işaret ve semptom) bakarak KG’yi anlamak çok zordur. KG, büyük skrotal şişlik ile ilişkili bir psikiyatrik durumdur. ‘Paraneoplastik nörolojik sendromlar’ (PNS), ‘Testis adrenal rest tümörleri’ (TART), beyin metastazı ile Testis kanseri ‘,’ Paraneoplastik limbik ensefalit ‘(PLE),’ Paraneoplastik serebellar ataksi ‘(PCA) ve diğer skrotal şişlikler gibi çeşitli durumlar psikiyatrik belirtileri olmaktadır. KG, “PLE”yi özel referans vererek “PNS” ile benzerlik göstermektedir.


Click for more

ISSN (Print) 2149-1909
ISSN (Online) 2148-4325

2017 yılından itibaren dergimiz İngilizce'nin yanında Türkçe dilinde de yayın kabulüne başlamıştır.