Case Report

Psychosis and middle cranial fossa arachnoid cyst: Case report and literature review

Turkish Title : Psikoz ve orta kranyal fossa araknoid kisti; durum raporu ve literatür incelemesi

Sharafaldeen Bin Nafisah
JNBS, 2018, 5(2), p:127-130

Controversies emerged in linking middle cranial fossa-arachnoid cyst to psychosis. Despite the anatomical association between such cyst and psychosocial behaviour, still several features of the cyst itself hamper causation. I report a case of a young female labeled refractory schizophrenia who presented with antipsychotic toxicity overlooking an arachnoid cyst in the middle cranial fossa. Due to the paucity of information in the literature on such association here I discuss further implications from a first medical encounter, from a patient’s perspective and from a disposition perspective as well.

 

 

Orta  kranial  fossa-araknoid  kistin  psikozla  ilişkisinde  bazı  uyuşmazlıklar  bulunmaktadır.  Kist  ve  psikososyal  davranışlar  arasındaki  
anatomik ilişkiye rağmen, kistin bazı özellikleri hala nedensizliği engeller. Mevcut raporda, orta kranial fossada bir araknoid kisti olan
antipsikotik toksisite ile başvuran genç bir kadının refrakter şizofreni olgusunu sunuyorum. Literatürdeki bu tür bağlantılar hakkındaki
bilginin yetersizliği nedeniyle, ilk tıbbi müdahaleden başlayarak hastanın bakış açısından ve eğiliminden bu tartışmayı derinleştirmek
istiyorum.


Case Report

Successful administration of repetitive transcranial magnetic stimulation in a woman with Bulimia Nervosa comorbid with depressive disorder

Turkish Title : Depresif bozukluk ve komorbid Bulimia Nervoza tanıları olan bir kadın hastada transkranial manyetik uyarım tedavisinin başarılı kullanımı

Gökben Hızlı Sayar,Hüseyin Ünübol,Oğuz Omay,Nevzat Tarhan
JNBS, 2018, 5(2), p:124-126

Repetitive transcranial magnetic stimulation is an effective treatment option for treatment resistant depressive disorder. The presented case suggests that repetitive transcranial magnetic stimulation might be effective in inhibition of binge eating and purging behaviors. This case suggests that left dorsolateral prefrontal stimulation with high frequency repetitive transcranial magnetic stimulation could be a potential treatment option for bulimia nervosa comorbid with depressive disorder

Transkranial manyetik uyarım tedavisi, tedaviye dirençli depresif bozuklukta etkili bir tedavi seçeneğidir. Burada sunulan olgu transkranial manyetik uyarım tedavisinin tıkınırcasına yeme ve kusma nöbetlerinin önlenmesinde etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu olgu depresif bozukluk ile komorbid izlenen bulimia nervosa olgularında sol dorsolateral prefrontal kortekse uygulanan yüksek frekanslı transkranial manyetik uyarım tedavisinin potansiyel etkisine dikkat çekmektedir.


Review Article

Axonal transport in Neurodegenerative diseases

Turkish Title : Nörodejeneratif hastalıklarda aksonal transport

Ozgur Yurtkap,Belkis Atasever Arslan
JNBS, 2018, 5(2), p:115-123

The transport of organelles through an axon into the cell is very important for the maintenance and function of a neuron. Antherograde axonal transport plays a role in the supply of distal synapse and mitochondrial proteins and lipids for local energy requirements, and is involved in intracellular transport of retrograde transport, misfolded and aggregated proteins from the axon and distal trophic sites to the somatic. Axonal transport can be affected by changes to various components of the transport mechanism. Here we review the available information about axonal transport defects that may contribute to the pathogenesis of certain neurodegenerative diseases.

 

 

Bir akson boyunca organellerin hücre içi taşınması, bir nöronun bakımı ve işlevi için çok önemlidir. Anterograd aksonal transport, lokal enerji gereksinimleri için distal sinaps ve mitokondriye protein ve lipidlerin sağlanmasında bir role sahiptir, buna karşın retrograd transport, yanlış katlanmış ve toplanmış proteinlerin aksondan ve distal trofik sinyallerin somaya intraselüler taşınmasında görev alır. Aksonal taşınım, taşıma mekanizmasının çeşitli bileşenlerine yapılan değişikliklerden etkilenebilir. Burada, belirli nörodejeneratif hastalıkların patogenezine katkıda bulunabilecek aksonal transport defektleri hakkındaki mevcut bilgileri gözden geçiriyoruz.


Review Article

Attribution of blame in rape and examination of rape myths in terms of different variables

Turkish Title : Tecavüze ilişkin suçlayıcı tutumlar ve tecavüz mitlerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Ferihan Yancı,Firdevs Alioglu,Aslihan Polat
JNBS, 2018, 5(2), p:106-114

Sexual violence has been defined as all kinds of sexual acts against the will of the victim. It is considered as one of the most traumatic experiences with regards to its physical, psychological and social effect. Although in the legal system, the laws are enforced to penalize the perpetrator, in society, people have a number of stereotypes and myths against the victim. While sexual assault already triggers many mental illnesses on the victim; accusing attitudes towards the victim generates a great risk for repetitive traumatic effect. Thus, it is drastically important to investigate rape myths. Rape myths are biased false beliefs and directly target the victim. They create a large amount of risks to legitimize rapes, to perceive crime and perpetrators relatively positive, to decrease the amount of penalty, and to encourage masculine sexual violence. Accusing the victim restrains the victim from applying to judicial authorities and medical institutions to seek for his/her rights, along with disrupting the healing and rehabilitation process of the victim. A number of studies demonstrated that individuals with high just word belief were more likely to legitimize rapes. Believing that the world is a just place and everybody gets what they deserve leads to look for reasons, that is, rape victims deserve what happened to them. This study aims to review the literature on sexual violence, to focus on the negative consequences of the accusing attitudes towards the victim in terms woman’s right and mental health and to increase the awareness of this issue as an addition to the limited number of studies in Turkey.

Cinsel şiddet; mağdurun iradesi dışında gerçekleşen her türlü cinsel eylem olarak tanımlanmaktadır. Fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileri bakımından en travmatik olayların başında gelir. Hukuk sisteminde faili cezalandırmaya yönelik hükümler düzenlenmiş olmakla birlikte, toplumun mağdura yönelik pek çok önyargı ve mit kullandığı görülmektedir. Cinsel saldırı, mağdurda bir çok ruhsal hastalığa zemin hazırlamasının yanında, mağdura yönelik suçlayıcı tutumların, mağdurda tekrarlayan bir travmatik etkiye neden olabilme riski taşıması, tecavüz mitlerinin iyi bir şekilde değerlendirilmesinin önemi göstermektedir. Tecavüz mitleri, önyargı barındıran, yanlış inançlardır ve doğrudan mağduru hedef almaktadır. Tecavüzün meşrulaştırılmasının, suç ve suçlunun görece olumlu algılanması, alınacak ceza oranını düşürülebilmesi ve eril cinsel şiddetin devam etmesine kadar büyük riskleri bulunmaktadır. Mağduru suçlama eğilimi, iyileşme ve rehabilitasyon sürecini sekteye uğratmakla birlikte, mağdurun hak aramasının, adli mercilere ve sağlık kuruluşlarına başvurmasının önünü kapatabilmektedir. Adil Dünya İnancı yüksek olan kişilerin, tecavüzü meşrulaştırma eğilimlerinin daha fazla olduğuna ilişkin pek çok çalışma bulunmaktadır. Dünyanın adil bir yer olduğuna ve herkesin hakettiğini yaşadığına inanmak, tecavüze uğrayan kişinin bunu haketmiş olmasına gerekçeler bulmayı da beraberinde getirmektedir. Bu makale ile, literatür yeniden gözden geçirilerek,  mağdura yönelik suçlayıcı tutumların olumsuz sonuçlarının kadın hakları ve ruh sağlığı perspektifinden ele alınması ve bu konuda ülkemizdeki az sayıda çalışmaya ek olarak, bu alanda farkındalığın artırılması amaçlanmıştır.


Review Article

Therapeutıc effects of probiotics on Multiple Sclerosis (MS) via TH17 cells

Turkish Title : Probiyotiklerin Th17 hücreleri sracılığıyla Multipl Skleroz (MS) hastalığına terapötik etkileri

Gizem Gürel,Belkis Atasever Arslan
JNBS, 2018, 5(2), p:102-105

MS-specific disease progression and emerging symptoms are heterogeneous, it is difficult to diagnose and find treatment. The abundance of immune cells, such as products of T lymphocytes and MS patients with CNS lesions, supports the view that MS is an immunomodulatory disorder. Th17 cells appear to play an important role in the immunopathogenesis of EAE and MS. Th17 cells are a subset of cells independent of Th1 and Th2. Although the Th17 cells in steady state are important for host defense, pathogenic Th17 cells play a role in the development of many diseases. Th17 cells are known to secrete IL-17 cytokines. IL-17 secreting cells have been identified in MS and many other diseases. In addition, IL-17 levels were found to be high in cerebrospinal fluid from MS patients. Probiotic bacteria are known to be important in terms of human health and have therapeutic properties. Many studies have suggested that probiotics have the ability to inhibit proinflammatory IL-17 production and activation in Th17-related diseases.

MS’in hastaya özgü hastalık gelişimi ve ortaya çıkan semptomlar heterojenlik gösterdiğinden hastalığı teşhis etmek ve tedavi yöntemini bulmak oldukça zor olmaktadır. T lenfositler ve MS hastalarının MSS lezyonlarındaki ürünleri gibi bağışıklık hücrelerinin bolluğu, MS’in immün aracılı bir bozukluk olduğu görüşünü desteklemektedir. Th17 hücrelerinin EAE ve MS’in immünopatogenezinde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Th17 hücreleri Th1 ve Th2’den bağımsız bir hücre alt grubudur. Kararlı durumdaki Th17 hücreleri konakçı savunması için önemli olmasına rağmen patojenik Th17 hücreleri birçok hastalığın gelişiminde rol oynamaktadır. Th17 hücreleri IL-17 sitokinini salgılamasıyla bilinmektedir. IL-17 salgılayan hücreler MS ve diğer birçok hastalıkta tespit edilmiştir. Ayrıca MS hastalarından alınan beyin omurilik sıvısında IL-17 seviyesinin yüksek olduğu bulunmuştur. Probiyotik bakterilerin insan sağlığı açısından önemli olduğu ve terapötik özellikleri olduğu bilinmektedir. Yapılan çoğu çalışmada Th17 ilişkili hastalıklarda probiyotiklerin proinflamatuar IL-17 üretimini ve aktivasyonunu inhibe etme yeteneğine sahip olduğu düşünülmektedir.


Review Article

Nishaada Grahonmada: Behavioral and psychological symptoms of dementia? / frontotemporal dementia? / hebephrenia?

Turkish Title : Nishaada Grahonmada: demansın davranışsal ve psikolojik belirtileri? / frontotemporal demans? / hebefreni?

Kshama Gupta,Prasad Mamidi
JNBS, 2018, 5(2), p:97-101

Nishaada grahonmada (NG) is one among 18 types of bhootonmada / grahonmada (psychiatric problems caused by the possession of evil spirits or super natural powers or extra terrestrial forces). Description of NG is found in ‘Ashtanga samgraha’ and ‘Ashtanga hridaya’ (Ayurvedic classical texts written by Vriddha Vagbhata and Vagbhata). In ‘Asthtanga samgraha’, ‘Kaakhorda grahonmada’ (KG) term is used synonymously for NG. The description of both NG and KG is similar. NG is characterized by Nagnam dhaavantam (nude or naked appearance / sexual disinhibition), gruheetva kaashta loshtaadi bhramantam (aggressiveness / restlessness / wandering / impulsivity / agitation), cheera vaasasam & trina vibhooshanam (inappropriate or bizarre clothing / disorganized behaviour), uthrasta drishtim (abnormal eye movements), parusha abhidaayinam (hostile speech / verbal aggression), smashaana shunya rathya nishevanam (staying alone / social isolation / staying at inappropriate places), tilaanna madya maamsa sakta drishtim (fond of sweets prepared with sesame, alcohol and meat) etc clinical features. Till date no studies have been conducted on NG and the concept as well as clinical application of NG is not clearly understood. The present study is focused to understand NG in a better way by correlating it with the modern psychiatric condition. Clinical features of NG shows similarity with various psychiatric / neuropsychiatric conditions like, BPSD (Behavioral and psychological symptoms of dementia), FTD (Frontotemporal dementia) and Hebephrenia.

Nishaada grahonmada (NG), 18 çeşit bhootonmada / grahonmada (kötü ruhlara veya süper doğal güçlere veya dünya dışı güçlere sahipolmanın neden olduğu psikiyatrik sorunlar) arasında yer almaktadır. NG’nin tanımı ‘Ashtanga samgraha’ ve ‘Ashtanga hridaya’ (VriddhaVagbhata ve Vagbhata tarafından yazılan Ayurvedik klasik metinler) ‘de bulunur. “Asthtanga samgraha” da, “Kaakhorda grahonmada”(KG) terimi NG için eşanlamlı olarak kullanılmıştır. NG’nin ve KG’nin tanımları benzerdir. NG Nagnam dhaavantam (çıplak veya çıplakgörünüm  /  cinsel  disinhibisyon),  gruheetva  kaashta  loshtaadi  bhramantam  (saldırganlık  /  huzursuzluk  /  dalgınlık  /  dürtüsellik  /ajitasyon),  cheera  vaasasam  ve  trina  vibhooshanam  (uygunsuz  veya  garip  kıyafet  /  düzensiz  davranış),  uthrasta  drishtim  (  anormalgöz hareketleri), parusha abhidaayinam (hostil konuşma / sözel saldırganlık), smashaana shunya rathya nishevanam (yalnız / sosyalizolasyon  /  uygunsuz  yerlerde  kalma),  tilaanna  madya  maamsa  sakta  drishtim  (susam,  alkol  ve  et  ile  hazırlanan  tatlılar)  vb.  kliniközellikler ile bağdaştırılır. Bugüne kadar NG ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır ve NG’nin kavramı ile klinik uygulaması açık birşekilde anlaşılmamıştır. Bu çalışma, NG’yi modern psikiyatrik durumla ilişkilendirerek daha iyi anlamaya odaklanmıştır. NG’nin kliniközellikleri, BPSD (demansın davranışsal ve psikolojik belirtileri), FTD (Frontotemporal demans) ve Hebephrenia gibi çeşitli psikiyatrik /nöropsikiyatrik durumlarla benzerlik göstermektedir.

 


Original Article

Cytotoxicity, total phenolic and flavonoid contents of Momordica Charantia extract in Neuroblastoma cells

Turkish Title : Nöroblastoma hücrelerinde Momordica Charantia ekstresinin sitotoksisitesi, total fenolik ve flavonoid İçeriği

Hazal Gur,Fatih Ozen,Emine Akalin,Belkis Atasever Arslan
JNBS, 2018, 5(2), p:92-96

Momordica charantia has various bioactive compounds. In this study cytotoxic effects of the root, seed, leaf and fruit parts of the plant against neuroblastoma cells were investigated. Also total phenolic and flavonoid contents of different parts of Momordica charantia extract. According to cytotoxicity results, higher concentrations of all parts of Momordica charantia showed similar cytotoxicity against SH-SY5Y neuroblastoma cells. However, cytotoxicity of the root extract was higher than 50% in 500 µg/ml concentration, and also at the same concentration induces proliferation of ECV304 control cells. According to our results, the leaf part of Momordica charantia plant is rich with flavonoid and phenolic contents. However, its cytotoxic effect on SH-SY5Y cells is lower than the root extract. Also, while Momordica charantia root extract increased Akt1 gene expression, it decreased expression levels of BAD and caspase-3 genes in these cells. In conclusion, Momordica charantia root extract can induces apoptosis through p38 MAPK pathway in SH-SY5Y cells by considering the results.

Momordica charantia ekstresi çok sayıda biyoaktif maddelere sahiptir. Bu çalışmada, bitkinin kök, tohum, yaprak ve meyve kısımlarının nöroblastoma hücrelerine karşı sitotoksik etkileri ve bu ekstrelerin toplam fenolik ve flavonoid içeriği araştırılmıştır. Sitotoksisite sonuçlarına göre, Momordica charantia ekstresi tüm bölümlerinin yüksek konsantrasyonlarda, SH-SY5Y nöroblastoma hücrelerine karşı benzer düzeylerde sitotoksisite göstermiştir. Bununla birlikte, kök ekstresinin sitotoksisitesi, 500 ug / ml konsantrasyonda % 50'den fazladır ve aynı konsantrasyonda ECV304 kontrol hücrelerinde proliferasyona yol açtığı bulunmuştur. Çalışma sonuçlarına göre, Momordica charantia bitkisinin yaprak kısmı flavonoid ve fenolik içerik bakımından zengindir. Ancak, yaprak ekstresi SH-SY5Y hücrelerine karşı kök ekstresine göre daha düşük sitotoksisite göstermiştir. Ayrıca, Momordica charantia kök ekstresi SH-SY5Y hücrelerinde Akt1 gen ekspresyonunu arttırırken, BAD ve kaspaz-3 genlerinin ekspresyon seviyelerini azalttı. Bulunan sonuçlara göre, Momordica charantia kök ekstresi, SH-SY5Y nöroblastoma hücrelerinde p38 MAPK sinyal yolağı üzerinden apoptoza yol açabilir.


Original Article

Relationship between theory of mind functions with attachment styles and alexithymia in Somatoform Pain Disorder

Turkish Title : Somatoform ağri bozukluğunda zihin kurami işlevinin aleksitimi ve bağlanma biçemleri arasindaki ilişkisi

Hüseyin Ünübol,Hüseyin Güleç
JNBS, 2018, 5(2), p:82-91

There is sparse information available in the literature regarding attachment styles and theory of mind functions with somatoform pain disorder. Thus, the aim of the present study is to investigate the relation between somatoform pain disorder and attachment styles, theory of mind functions and alexithymia. Thirty consecutive somatoform pain disorder patients and age, education level and gender ratio matched 30 controls enrolled for the study. SCID-I Structured Clinical Therapy Patient Form, Adult Attachment Scale (AAS), Toronto Alexithymia Scala (TAS-20) Reading Mind from the Eyes Turkish Form (Eyes Test) procedures were applied to the somatoform pain disorder patients that are investigated. According to results; scores of somatoform pain disorder patients with regards to AAS avoidant subscale score, Difficulty Describing Feelings subscale, Difficulty Identifying Feeling subscale, Externally-Oriented Thinking subscale, total Alexithymia Scale scores have been found significantly higher than that of controls (p<0.05, p<0.001, p<0.001, p<0.001, p<0.001); Eyes Test scores, AAS close and depend subscale scores revealed significantly lower scores than that of control (p<0.001, p<0.05, p<0.05). Eyes Test scores are found to be significantly correlated with AAS avoidant subgroup scores and pain severity (p<0.05). Somatoform pain disorder patients revealed avoidant attachment and less secure and dependent characteristics more than the healthy controls. In this patients, avoidant attachment style is categorically more apparent. Their theory of mind functions have been affected significantly and this effect has been found to be correlated with avoidant attachment style and pain severity. These results indicate that developmental factors might be important in clinical manifestation of Somatoform pain disorder.

Somatoform ağrı bozukluğu (AB)’nun bağlanma ve zihin kuramı işlevleri hakkında bilgiler sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, somatoform ağrı bozukluğu hastalarını zihin kuramı becerileri, bağlanma ve aleksitimi açısından değerlendirmek ve aralarındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Polikliniği’ne başvuran hastalardan tanı ölçütlerini dolduran 30 AB hastası ve yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş 30 kontrol grubu çalışmaya dahil edildi. AB grubuna SCID-I Yapılandırılmış Klinik Görüşmesi Hasta Formu, Erişkin Bağlanma Biçemi Ölçeği (EBBÖ), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), Gözlerden Zihin Okuma Testi (Gözler Testi) uygulandı. Sonuçlara göre, AB grubunun EBBÖ kaçıngan alt grup puanları, TAÖ-20 duygularını tanımada güçlük puanları, söze dökmede güçlük skorları, dışa-dönük düşünme skorları ve toplam skor kontrollere göre anlamlı derecede yüksek (sırasıyla, p<0.05, p<0.001, p<0.001, p<0.001, p<0.001); Gözler testi, EBBÖ güvenli ve bağımlı alt grup puanları arasında anlamlı derecede düşük (sırasıyla, p<0.001, p<0.05, p<0.05) bulundu. Gözler testi ile EBBÖ kaçıngan biçemi ve ağrı şiddeti arasında doğru orantılı bir biçimde (p<0.05) ilişki bulundu. AB olguları sağlıklı kontrollere göre kaçıngan bağlanma özellikleri gösterirken, daha düşük güvenli ve bağımlı bağlanma özellikleri göstermektedir. Aleksitimi skorlarının toplamı ve tüm alt kategorik puanları kontrollere göre daha yüksektir. Alt boyut olarak kaçıngan bağlanma biçemi daha belirgindir. Zihin kuramı işlevlerinde belirgin etkilenme mevcuttur bu etkilenme kaçıngan bağlanma biçemi ve ağrı şiddeti ile ilişkili bulunmuştur. Bu bulgular gelişimsel faktörlerin AB’nin klinik görünümünde katkıda olabileceğini göstermektedir.


Original Article

Comparison of visual and verbal memory performance of adults aged 50 and above: 3K3Ş, Logical memory test

Turkish Title : Görsel ve sözel modalitede bellek ve öğrenme performanslarının 50 yaş ve üstü Türkiye örnekleminde karşılaştırması: 3K3Ş, Mantıksal bellek testi

Çiğdem Kudiaki,Aslı Aslan,Dilem Dinc
JNBS, 2018, 5(2), p:72-81

Weschler Memory Test (WMS) is one of the most important tests to distinguish normal aging from cognitive impairment. Logical Memory Test is the subtest in the WMS. The Three Words and Three Shapes (3W3S) test is a frequently used memory and learning test in our country. 3W3S has both visual and verbal modalities and it is also short and easy to use. This test allows us to easily distinguish normal aging from other dementias. In this study, normative data were collected for both tests. The aim of the study is to identify normative values of our country using the two subtests with new addition of recognition and cue recall subtests to the Logical Memory subtest. In this study we have 389 participants and their ages are 50 years and above. According to the results, it was found that both the 3W3S and the Logical memory Test performances were predicted by age, gender and education variables. Apparently, the scores of the 3W3S subtests for both shapes and words sections and Logical Memory Tests decrease when age increase and education level decrease.

Normal yaşlanmayı bilişsel bozulmanın oluştuğu hastalıklardan ayırt etmeyi sağlayan en önemli testlerden birisi de Weschler Bellek Testi’nin (WMS) İşitsel Bellek İndex bölümünde yer alan Mantıksal Bellek alt testidir. Üç kelime üç şekil (3K3Ş) testi de görsel modalitede hem sözel hem de görsel bilgiyi değerlendirmesi, ayrıca kısa olması ve kullanım kolaylığı sağlaması nedeniyle ülkemizde sık kullanılan bir bellek ve öğrenme testidir ve bu test de normal yaşlanmayı diğer demanslardan kolaylıkla ayırt edebilmemizi sağlar. Bu araştırmada hem her iki testin de normatif datası toplanmıştır hem de Mantıksal Bellek alt testine tanıma ve ipuçlu hatırlama alt testleri eklenerek bu iki alt teste dair ülkemize ait normatif değerlerin oluşturulması hedef alınmıştır. Çalışma 50 yaş ve üzeri toplam 389 sağlıklı katılımcıdan oluşmuştur. Yapılan Lineer Regresyon analizi sonuçlarına göre katılımcıların kaç yıl eğitim aldıkları yaşları ve cinsiyetlerinin hem 3K3Ş Testini hem de Mantıksal bellek testlerini yordadığı bulunmuştur. Buna göre katılımcıların eğitim süreleri azaldıkça ve yaşları arttıkça 3K3Ş alt testlerinden şekil ve kelime bölümlerinden ve Mantıksal Bellek Testlerinden aldıkları puanlar da azalmaktadır.


Mini - Review

A proposal for a new classification in psychopathology

Turkish Title : Psikopatolojide yeni bir sınıflandırma önerisi

Levon Antikacioglu,Nevzat Tarhan
JNBS, 2018, 5(1), p:67-71

In the earlier classification of diseases, we had the firm decision that psychopathology can be divided into two main groups:
Neurosis and Psychosis. But we are quite convinced that there are blur areas in between that can perfectly be defined as “partialsegmental
psychosis”. In the paper we discussed the topics.

Psikopatolojik hastalıkların erken zamanlarındaki tasniflerinde, belli başlı iki çeşit ana grubun olduğunu ileri sürmüştük: Nevrozlar ve
Psikozlar. Ancak şimdi giderek daha fazla, arada flu bölgelerin olduğunu ve bunların da aslında “kısmi-segmanter psikozlar” olarak
değerlendirilebileceklerini makalemizde, tartışıp önerdik.


Click for more

ISSN (Print) 2149-1909
ISSN (Online) 2148-4325

2017 yılından itibaren dergimiz İngilizce'nin yanında Türkçe dilinde de yayın kabulüne başlamıştır.