JNBS
Üsküdar Üniversitesi

ARTICLES

Review Article

N-Acetylcysteine in treatment of Trichotillomania

Turkish Title : Trikotilomanide N-Asetilsistein kullanımı

Hüseyin Bulut,Gökben Hızlı Sayar
JNBS, 2015, 2(3), p:110-113

DOI : 10.5455/JNBS.1446409071

Trichotillomania is a chronic mental disorder characterized by recurrent hair-pulling. Hoarding, excoriation and trichotillomania are classified as obsessive-compulsive related disorders in DSM-5, which share similar clinical presentations, characterized by inappropriate and excessive repetitive behaviors and dysregulation of inhibitory control processes. Research evidence suggests that abnormalities in the cortico-striato-thalamic-cortical circuits are one of the key factors underlying the pathophysiology of obsessivecompulsive related disorders, including trichotillomania. Glutamate is the primary neurotransmitter within the cortico-striato-thalamiccortical circuits. Therefore, the use of glutamate-modulating agents is subject to interest for obsessive-compulsive related disorders. N-acetylcysteine, a derivate of the amino acid L-cysteine, has been explored as potential therapy for obsessive-compulsive related disorders, including trichotillomania. Pharmacotherapies that target the prefrontal glutamatergic system, such as N-acetylcysteine, may correct the underlying pathophysiologic abnormalities and symptoms of trichotillomania. Even a limited number of studies are suggesting that N-acetylcysteine is a promising treatment option, these studies did not assess treatment effects exceeding 3-4 months treatment period. Longer term effects of N-acetylcysteine therapy in trichotillomania require further evaluation.

Trikotilomani tekrarlayan saç çekme ile karakterize kronik bir ruhsal bozukluktur. DSM-5’te istifleme, ekskoriasyon ve trikotilomani, uygunsuz ve aşırı tekrarlayıcı davranışlar ve inhibitör kontrol süreçlerinin bozulması ile karakterize benzer klinik sunumlar paylaşan bozukluklar olarak “obsesif-kompulsif ilişkili bozukluklar” olarak sınıflandırılır. Araştırma bulgularına göre kortiko-striato-talamik-kortikal devrelerde anormallikler, trikotilomaninin de dahil olduğu obsesif kompulsif ilişkili bozuklukların patofizyolojisinde yer alan en önemli faktörlerden birisidir. Glutamat kortiko-striato-talamik-kortikal devrelerde birincil nöroiletkendir. Bu nedenle, glutamat modüle edici ajanların kullanımı, obsesif kompulsif ilişkili bozukluklar için ilgi çekicidir. N-asetilsistein, amino asit olan L-sisteinin bir türevidir ve trikotilomani de dahil olmak üzere, obsesif kompulsif ilişkili bozukluklarda potansiyel tedavi olarak incelenmiştir. N-asetilsistein gibi prefrontal glutamaterjik sistemi hedefleyen farmakoterapiler, trikotilomani belirtileri ve altta yatan patofizyolojik bozukluklarda etkili olabilir. Sınırlı sayıda çalışmada N-asetilsistein umut verici bir tedavi seçeneği olarak izlenmiş olsa da bu çalışmalar 3-4 ay tedavi süresini aşan etkinliği değerlendirmemiştir. Trikotilomaninin N-asetilsistein ile tedavisinin uzun dönemli etkileri incelenmelidir.


Review Article

The more brain parts are involved, the better is learned and performed

Turkish Title : Öğrenme ve performans, değişik beyin bölümlerinin katılımı oranında artar

Levon Antikacioglu
JNBS, 2015, 2(3), p:114-116

DOI : 10.5455/JNBS.1446476033

In this article, has been discussed the characteristics that make knowledge unforgettable. The attention has been attracted to the role of the involvement of multiple brain layers, locations and connections, in learning and performing process. It is sustained that “learning and performing are systemic issues” and proposed that “a successful learning and performance is directly proportional to the sum of created appropriate personal ties – created personal functional connectomes - in the entirety of the central nervous system” and the “strength or weakness of a learned material is directly proportional to the quantity, quality and intensity of the ties made within the entire Central Nervous System Network”. In other terms; the more brain parts are involved the better is learned and performed. And, it has been outlined that “the same fact is the explanation of why in different subjects, the memory storages are relatively in different localities, and in vague concentrations.”

Bu makalede, bilgiyi unutulmaz kılan karakteristikler tartışılmıştır. Bu amaçla dikkatler, çoklu beyin katmanlarının, lokasyonlarının ve bağlantılarının, öğrenme ve performansa katılımlarının rolüne çekilmiştir. Sonuçta, “öğrenme ve performansın sistemik bir konu olduğu” ve “başarılı bir öğrenme ve performansın, Merkez Sinir Sisteminin bütünü içinde, kurulmuş olan uygun kişisel bağlantıların (yaratılmış kişisel fonksiyonel konnektomların) toplamı ile doğru orantılı olduğu” ve “öğrenilmiş materyalin zayıf ya da güçlü oluşunun, Merkez Sinir Sistemi Ağının bütünü içindeki bağlantılarının kalite, kantite ve yoğunluğu ile doğru orantılı olduğu” teklif edilmiştir. Başka bir deyişle, “öğrenme ve performansın, beyin bölgelerinin katılımı oranında arttığı” ileri sürülmüştür. Bu olgunun da, “farklı bireylerde hafıza depolamasının neden, nisbi olarak farklı yerlerde ve düşük yoğunluklarda oluştuğunu”, açıkladığı belirtilmiştir.


ISSN (Print) 2149-1909
ISSN (Online) 2148-4325

2020 Ağustos ayından itibaren yalnızca İngilizce yayın kabul edilmektedir.